Dünya genelinde özellikle son yıllarda yeni bir terim sıkça tartışılıyor: Fawning. Peki fawning” nedir?
“Fawning” olarak da bilinen aşırı uyum tepkisi, savaş, kaç ya da don tepkilerine ek olarak görülebilen; çatışma veya tehlikeden kaçınmak amacıyla başkalarını memnun etmeye ve yatıştırmaya dayanan bilinçdışı bir travma tepkisi olarak tanımlanıyor.
Araştırmalara göre bireylerde aşırı uyum tepkisi iki temel nedenle ortaya çıkabiliyor. Bunlardan ilki, kişinin kendisini ya da başkalarını fiziksel veya duygusal zarardan koruma çabası. İkincisi ise zarar veren kişiyle, örneğin bakım verenle, duygusal bağ kurma veya bu bağı güçlendirme ihtiyacı.
Bu tür bir tepki, travmatik olay sırasında kişinin hayatta kalmasına yardımcı olan işlevsel bir yanıt olabilir; saldırganı yatıştırarak kişinin zarar görmesini önlemeye yardımcı olur.
Fawning nedir, nasıl gelişir?
Genellikle çocukluk döneminde gelişen aşırı uyum tepkisi, kişinin başkalarının beklenti ve ihtiyaçlarına aşırı duyarlı hale gelmesine neden olabilir. Bu bireyler, çoğu zaman başkalarının ihtiyaçlarını kendi ihtiyaçlarının önüne koyar; kendi güvenlikleri veya sınırları söz konusu olduğunda bile “hayır” demekte zorlanabilir.
Bu durum, kişinin ilişkilerde kendini kaybetmesine ve yetişkinlikte sınır koymakta zorlanmasına yol açabilir.
Dengesiz, istismara açık veya kaotik bir ev ortamında büyümek, aşırı uyum tepkisinin gelişmesinde önemli risk faktörlerinden biri olarak değerlendiriliyor. Bu tür evlerde çocuklar, sevginin koşullara bağlı olduğunu hissedebilir; özgün davranışları desteklenmeyebilir ve kendilerini güvende hissetmeyebilirler.
Öngörülemeyen bir ortamda hayatta kalmak için çocuklar “ortamın nabzını tutmayı” öğrenir. Duygusal atmosferi değerlendirir, tepkilerini ailenin öngörülemez üyelerinin ruh haline göre şekillendirirler.
Bu çocuklar, fiziksel ya da duygusal bir tehdit algıladıklarında kendilerini korumak için karşılarındaki kişiyi yatıştırmaya veya memnun etmeye çalışabilir.
Kendi isteklerini, ihtiyaçlarını ve gerçek duygularını bastırarak uyumu ve huzuru korumaya çalışabilirler. Bu tür zorlu ailelerde büyüyen çocuklar, kim olduklarını anlamakta zorlanabilir.
Zamanla rahatsızlıklarını gizlemeyi, kendi ihtiyaçlarını küçümsemeyi öğrenirler. Çatışmadan kaçınır, aşırı derecede uyumlu olmaya ve başkalarını memnun etmeye yönelirler.
“Yetişkinlikte büyük bedeller doğurabilir”
Bireyler aşırı uyum tepkisini uzun vadede patronla yaşanan zorlu etkileşimler gibi günlük stres kaynaklarına karşı otomatik bir yanıt olarak kullanmaya devam ederse, olumsuz sonuçlar ortaya çıkabilir.
Psikolog Ingrid Clayton, son kitabında çocuklukta gelişen bu travma tepkisinin yetişkinlikte ilişkilerde nasıl mesafe yarattığını ele alıyor. Clayton’a göre çocuklukta kişiyi güvende tutan ancak bilinçli bir tercih olmayan aşırı uyum tepkisi, yetişkinlikte büyük bedeller doğurabilir.
Aşırı uyum tepkisi, insanları memnun etme çabası gibi görünebilir; ancak psikolog Clayton’a göre bu ikisi birbirinden oldukça farklı. Çünkü aşırı uyum tepkisi bir kişilik özelliği ya da karakter zayıflığı değil, hayatta kalmaya yönelik öğrenilmiş bir beceri olarak değerlendiriliyor.
Çatışmadan kaçınmak, onay görmek veya sosyal etkileşimleri kolaylaştırmak için kullanılan insanları memnun etme davranışı ise daha bilinçli bir tercih.
Çocuklukta gelişen bu tepki, zamanla ikinci doğa haline gelebilir. Ancak bu kalıcı durum, yetişkinlikte yakın ilişkilerde engeller yaratır ve samimiyetin önünde görünmez bir duvar örer.
“Bu bireyler kendini korumak ile kendini ortaya koymak arasında kaldığında beden her zaman güvenliği seçer” diyen Clayton’a göre aşırı uyum tepkisi gösteren kişiler çoğu zaman özverili, güvenilir ve uyumlu olarak tanımlanır; bu özellikleri nedeniyle övülür.
Yardımseverlik, uyumluluk, empati ve fedakârlık gibi özellikler birçok toplumda özellikle kadınlara ve dışlanmış gruplara çocukluktan itibaren öğretilir. Bu nedenle fawning, yani aşırı uyum tepkisini fark etmek güç olabilir.
Bu nedenle bireyler kronik kaygı, kimlik kaybı ve psikolojik sıkıntıların bedensel belirtileri gibi sorunları çoğu zaman göz ardı edebilir.
Kişinin kendi benliğini silikleştirmesi kolay fark edilmeyen bir süreç olduğu için aşırı uyum her zaman travma tepkisi olarak görülmeyebilir.
Kronik yalnızlık ve utanç
Aşırı uyum tepkisi gösteren kişiler aile buluşmalarına katıldıklarında kibar sözler söyler, yüzeysel ilişkiler kurar ve kendilerinden beklenen rolleri yerine getirirler; ancak bu etkileşimler genellikle sahici bağlardan çok, bir performans niteliği taşır.
Bu kişiler, bağ kurmakta yaşadıkları sorunları kendi kişisel yetersizlikleri olarak görebilirler. Oysa Clayton’a göre, sürekli kendini sansürlemek ve herkese uymaya çalışmak son derece yorucudur. Daha da kötüsü, bu davranış zamanla kişinin benliğini ve bireyselliğini aşındırır.
Görülmediğini ve duyulmadığını hisseden kişi, kronik bir yalnızlık, özgüven eksikliği ve utanç duygusu yaşayabilir. Uzaklaşma ya da yabancılaşma yalnızca temasın yokluğu anlamına gelmez; ilişki sürse bile duygusal mesafe ve kopukluk hissiyle kendini gösterebilir.
Aşırı uyum tepkisi, bireyin ailesine ve hatta kimi zaman kendisine yabancılaşmasına yol açabilir.
Fawning belirtileri neler?
“Fawning” terimi, psikoterapist Peter Walker tarafından 2013 yılında kullanılan kavramlardan biri olarak literatürde yer aldı.
Aşırı uyum travma tepkisinin özellikleri şöyle sıralanabilir:
Kronik şekilde insanları memnun etme: Çatışmadan kaçınmak için başkalarıyla sürekli olarak aynı fikirde olma.
Aşırı özür dileme, özellikle de yanlış bir şey yapılmadığı durumlarda: Özür dilemek, işleri yoluna koyma veya eleştiriden kaçınma girişimi olabilir.
Aşırı tetikte olma ve ortama göre davranış değiştirme: Başkalarının ruh halini sürekli izleme, başka birine uyum sağlamak için tonu, beden dilini veya yüz ifadesini değiştirme. Konuşma biçimini, tavırlarını ve dış görünüşünü farklı sosyal ortamlara göre değiştirme.
Başkalarına aşırı bağımlı olma: Diğer insanların fikirleri olmadan karar vermekte zorlanma.
Zorlayıcı bakım verme: Reddedilmekten kaçınmak için başkalarının mutluluğundan ve iyilik hâlinden kendini sorumlu tutma; karşıdaki kişinin duygularını düzenlemeye çalışma.
Sınır koymakta zorlanma: Sınırların bencilce algılanacağı ve çatışma çıkaracağı korkusu nedeniyle ihtiyaçlarını ifade etmekte ve sınır koymakta zorlanma.
“Problem çözücü” veya arabulucu rolünü üstlenme: Sorunları çözmeye, anlaşmazlıkları yatıştırmaya ve kimi zaman kendini geri plana itecek ölçüde empati kurmaya çalışma.
Performatif uyumluluk: Sevilmek için öfke, kırgınlık veya duygusal olarak kopuk hissedilen durumlarda bile aynı fikirdeymiş gibi davranma, gülümseme, baş sallama ya da övgüde bulunma.
Fawning tepkisi gösteren kişiler ne yapabilir?
Aşırı uyum tepkisi genellikle kişiler arası ya da karmaşık travmalara verilen bir yanıt olduğundan, bu tepkinin günlük stres kaynakları karşısında da devreye girmesi iyileşme ihtiyacına işaret edebilir.
Bu bireyler, travma odaklı yaklaşımla çalışan bir uzmandan psikolojik destek alabilir. Travma odaklı yaklaşım; bütüncül, güçlendirici, bireyin güçlü yönlerine odaklanan, iş birliğine dayalı ve farkındalığı yüksek bir yaklaşımdır.



