spot_imgspot_img

Büyük kardeş avantajı: İlk çocuk neden daha şanslı?

Araştırmalar, doğum sırasının kişiliği sanıldığı kadar belirlemediğini; ancak ilk doğan çocukların eğitim, gelir ve zekâ ölçümlerinde bazı avantajlara sahip olabileceğini gösteriyor.

Kardeşler arasında en büyük ve “daha bilge” olan siz misiniz; yoksa daha küçük ve daha isyankâr olduğunuz mu söylenir? Büyük kardeş avantajı, doğum sırası tartışmalarının en dikkat çeken başlıklarından biri. Ancak yeni araştırmalar, kardeş sırasına dair kişilik kalıplarının bilimsel incelemeler karşısında pek güçlü durmadığını; buna karşın ilk doğan çocukların eğitim, gelir ve bazı zekâ ölçümlerinde avantajlara sahip olabileceğini gösteriyor.

Leipzig Üniversitesi’nden araştırmacıların yaptığı bir çalışmada, Birleşik Krallık, ABD ve Almanya’dan 20 bin kişinin özellikleri incelendi. Çalışmada nevrotiklik, dışa dönüklük, sorumluluk, deneyime açıklık ve uyumluluk gibi özellikler değerlendirildi. Araştırmacılar, kişiliğin ilk çocuk, ortanca çocuk ya da son çocuk olmaktan anlamlı biçimde etkilenmediği sonucuna vardı.

Buna karşın bilimsel bulgular, doğum sırasının kişilikten bağımsız olarak bazı yaşam sonuçlarıyla ilişkili olabileceğine işaret ediyor. Eğitim düzeyi ve gelir gibi yaygın başarı göstergelerinde ilk doğan çocukların daha iyi sonuçlar elde ettiği görülüyor. Yeni araştırmalar ise büyük kardeş avantajı olarak görülebilecek bu farkın kişilikten çok daha farklı etkenlerle, özellikle de erken yaşta hastalıklara maruz kalmayla ilişkili olabileceğini ortaya koyuyor.

Büyük kardeşler daha mı zeki?

Leipzig çalışmasında zekâ açısından küçük bir fark saptandı. İlk doğan çocukların, kendilerinden sonra gelen kardeşlere kıyasla zekâ testlerinde biraz daha yüksek puan alma eğiliminde olduğu görüldü. Sonraki çocuklarda da benzer bir sıralama izlendi; doğum sırası ilerledikçe zekâ puanlarında küçük bir düşüş görüldü.

Araştırmacılar ayrıca insanların kendi zekâlarını nasıl değerlendirdikleri konusunda da farklılıklar tespit etti. İlk doğan çocukların, küçük kardeşlerine kıyasla “Bir şeyleri hızlı kavrarım” gibi ifadelere katılma olasılığının daha yüksek olduğu belirlendi.

İlk doğan çocukların, soyut fikirleri anlamakta daha az zorlandıklarını ve küçük kardeşlerine göre daha geniş bir kelime dağarcığına sahip olduklarını söyleme olasılığı da daha yüksekti.

Çocuklarda ekran süresi: Tüm ebeveynlerin bilmesi gerekenler

Bunun nedeni tam olarak bilinmese de önceki araştırmalar, farkın anne karnındaki biyolojik etkenlerden çok, en büyük çocuğun aile içindeki sosyal konumuyla ilişkili olabileceğini öne sürüyor. Aile içindeki daha yüksek statü ve erken yaşlarda daha fazla zihinsel uyarım, ilk doğan çocuklara küçük de olsa bir avantaj sağlayabilir.

Doğum sırası ve başarı: Farkın arkasında ne var?

Büyük ve küçük kardeşler arasındaki başarı farkı onlarca yıldır inceleniyor. Norveç’te 2005 yılında yapılan bir araştırma, küçük kardeşlerin aile büyüklüğü ve cinsiyetten bağımsız olarak eğitimlerini ilk doğanlara göre daha erken bırakma eğiliminde olduğunu ortaya koydu. Küçük kardeşlerin yetişkinlikte ortalama olarak daha düşük gelir elde ettiği, gelir farkının da her yeni çocukla birlikte arttığı görüldü. Küçük kız kardeşlerin ergenlik döneminde hamile kalma olasılığının da daha yüksek olduğu belirtildi.

ABD, Çin ve Danimarka’daki araştırmacılar tarafından hazırlanan yeni bir makale ise doğum sırası ve başarı arasındaki ilişkiye farklı bir açıklama getiriyor: Erken yaşta enfeksiyonlara maruz kalma.

Çocukların, özellikle çok küçük yaşlarda sık sık hastalanabildiği biliniyor. Araştırmacılar, büyük çocukların okul ve sosyal çevreden getirdikleri enfeksiyonları ebeveynlerine ve bebek kardeşlerine taşıyıp taşımadığını inceledi. Danimarka’nın idari verilerini kullanan araştırmacılar, küçük kardeşlerin yaşamlarının ilk yılında ağır solunum yolu hastalıkları nedeniyle hastaneye kaldırılma olasılığının, ilk doğan çocuklara kıyasla iki ila üç kat daha yüksek olduğu sonucuna vardı.

Erken hastalıkların etkisi kalıcı olabilir

Erken dönemde yaşanan sağlık sorunlarının etkileri uzun süre devam edebiliyor. Hastalıklar, iltihaplanmaya yol açarak beyin gelişimini doğrudan etkileyebiliyor. Ayrıca vücut, hastalıkla mücadele etmek için enerjisini bağışıklık sistemine yönlendirdiğinde, beyin gelişimi dolaylı olarak etkilenebiliyor.

Büyük kardeş avantajı İlk çocuk neden daha şanslı
Büyük kardeş avantajı erken dönemde hastalıklara maruz kalmayla ilişkili olabilir

Araştırmacılar, erken yaşta hastalığa maruz kalma ile yetişkinlikte daha düşük ücretler arasında nedensel bir ilişki olabileceğine işaret eden bulgular elde etti. Başka çalışmalar da hamilelik sırasında geçirilen ateşli hastalıkların ve solunum yolu enfeksiyonlarının anne karnındaki bebeğin beyin gelişimini etkileyebileceğini gösteriyor.

Danimarka verileri, erken dönem hastalıkların ilk doğan ve ikinci doğan kardeşler arasındaki yüzde 1,9’luk ücret farkının yaklaşık yarısını açıklayabileceğini düşündürüyor.

Küçük kardeşler daha az ilgi mi görüyor?

Başarı farkının geri kalanında ebeveyn davranışları rol oynuyor olabilir. Küçük kardeşlerin sıkça dile getirdiği gibi, ilk doğan çocuklar daha fazla ilgi görebiliyor.

ABD’deki zaman kullanımı verileri, ilk doğan çocukların çocuklukları boyunca, aynı yaştaki ikinci çocuklara kıyasla ebeveynleriyle günde 20 ila 30 dakika daha fazla nitelikli zaman geçirdiğini gösteriyor. Araştırmacılara göre ebeveynler, belirli bir anda ilgilerini çocukları arasında eşit bölmeye çalışıyor. Ancak sonradan doğan bebekler daha yoğun bakım ve ilgi gerektirdiği için, ilk doğan çocuklar çocuklukları boyunca toplamda daha fazla ebeveyn ilgisi görmüş oluyor.

En büyük çocuk açısından bu durum, beynin gelişimi için kritik erken yıllarda daha fazla uyarıcı etkileşim anlamına gelebilir. Bu da büyük kardeş avantajı olarak değerlendirilen farkın nedenlerinden biri olabilir.

Diyabet riski ve bağışıklık sistemi

Araştırmaların doğum sırasıyla ilişkili olduğunu gösterdiği bir diğer alan ise sağlık. Araştırmalar, küçük kardeşlerin bazı sağlık göstergelerinde büyük kardeşlerine göre daha avantajlı olabileceğini gösteriyor.

Queen’s University Belfast’ın da aralarında bulunduğu araştırmalar, doğum sırası ile Tip 1 diyabet riski arasındaki ilişkiyi inceledi. Bulgular, ikinci, üçüncü ya da daha sonra doğan çocukların, ilk doğan çocuğa kıyasla Tip 1 diyabete yakalanma riskinin daha düşük olduğunu gösterdi.

Uzmanlara göre bunun nedeni, küçük kardeşlerin erken yaşta daha fazla mikroba maruz kalması olabilir. Büyük kardeşlerin okuldan eve taşıdığı çeşitli enfeksiyonlar, küçük çocukların bağışıklık sistemini erken dönemde uyarabilir. Araştırmacılar, bunun bağışıklık sisteminin vücudun kendi dokularına karşı hatalı tepki verme riskini azaltabileceğini düşünüyor. Bu tür hatalı bağışıklık tepkileri, Tip 1 diyabet gibi otoimmün hastalıklara yol açabiliyor.

Erkeklerde cinsel yönelimle bağlantılı olabilir

Araştırmaların doğum sırasıyla bağlantılı olduğunu ileri sürdüğü bir başka özellik de erkeklerde cinsel yönelim.

Araştırmalarda, daha fazla büyük erkek kardeşe sahip erkeklerin erkeklere ilgi duyma olasılığının bir miktar daha yüksek olduğu belirtiliyor. Bu etki, “büyük erkek kardeş fenomeni” olarak biliniyor. Bir erkeğin sahip olduğu her ek büyük erkek kardeş, erkeklere ilgi duyma olasılığında küçük bir artışla ilişkilendiriliyor.

Bu olguyu ilk gözlemleyen bilim insanlarından Brock Üniversitesi’nden Prof. Tony Bogaert, bunun biyolojik bir etki olduğunu belirtiyor. Bogaert’e göre her erkek gebelik, sonraki gebeliklerde rahim ortamını etkileyebilecek bazı bağışıklık süreçlerini tetikleyebiliyor ve en olası açıklama annenin bağışıklık tepkisiyle ilgili.

Erkek fetüsler anne karnında, erkek cinsiyet gelişiminde rol oynayan belirli proteinler üretir. Annenin vücudu buna antikor üreterek yanıt verir. Bu sürecin anne ya da fetüs için tehlikeli olmadığı belirtiliyor. Ancak sonraki gebeliklerde, fetüs yine erkekse, bu antikorlar daha hızlı üretilebilir.

Bu nedenle büyük erkek kardeşlere sahip bir erkek fetüs, annesinden gelen bu antikorlara daha erken ya da daha yoğun biçimde maruz kalmış olabilir. Prof. Bogaert, bu bağışıklık tepkisinin “büyük erkek kardeş fenomenini” açıklayabileceğini düşünüyor.

Doğum sırası etkisi tek başına belirleyici değil

Bununla birlikte araştırmacılar, doğum sırasının tek başına belirleyici olmadığını vurguluyor. Zekâ, sağlık, eğitim başarısı, gelir ve cinsel yönelim gibi özellikler; aile büyüklüğü, annenin doğum sırasındaki yaşı, genetik, ebeveyn ilgisi, erken çocukluk deneyimleri ve çevresel etkenler gibi birçok faktörün birlikte etkisiyle şekilleniyor.

Bunun yanında gelir ve eğitim gibi sonuçları değerlendirirken, daha geniş toplumsal ve ekonomik eşitsizlikleri de hesaba katmak gerekiyor.

Kapitalist toplumlarda bireyler yalnızca aile içindeki konumlarına göre değil; yaş, cinsiyet, etnik köken, göçmenlik durumu ve sınıfsal konum gibi birçok unsur üzerinden de farklı fırsatlara erişiyor.

Bu durum, “dezavantajlı” görülen grupların daha düşük ücretler, daha güvencesiz işler ya da sınırlı eğitim ve kariyer olanaklarıyla karşılaşmasına neden olabiliyor. Bu nedenle doğum sırasının etkisi, tek başına değil; toplumsal eşitsizlikleri üreten daha geniş yapılarla birlikte ele alınmalı.

Doğum sırası etkisi ile yaşam sonuçları arasında tek yönlü, kesin ve basit bir ilişki kurmak zor görünüyor. Yine de geniş kapsamlı çalışmalar, ilk doğan çocukların ortalama olarak küçük kardeşlerine kıyasla eğitim, gelir ve zekâ ölçümlerinde küçük ama ölçülebilir avantajlara sahip olduğunu gösteriyor.

Görünen o ki küçük kardeşlerin dile getirdiği bazı dezavantajlar, araştırmalarda da karşılık bulabiliyor. Doğum sırası, kişiliği sanıldığı kadar belirlemese de yaşamın erken dönemlerinde karşılaşılan hastalıklar, ebeveyn ilgisi ve aile içindeki konum üzerinden uzun vadeli sonuçlar doğurabiliyor.

İki dil konuşanlarda gelişen 9 bilişsel fark

brif

Bültenimize abone olun, en son haberler, özel içerikler ve duyurulardan haberdar olun.